Siyaset

Ey Ce Ha Pe!

Aman, CeHaPe kazanmasın!
CeHaPe demek, yokluk demektir!
CeHaPe demek, yoksulluk demektir!
CeHaPe döneminde ekmek karneyleydi!
CeHaPe döneminde yağ kuyrukları, gaz kuyrukları vardı!
CeHaPe gelirse camiler ahır olur, çöp dağları oluşur!
CeHaPe gelirse Haliç pislik kokar, yağmur yağmaz, barajlar kurur!

Tüm bu saydıklarım Türk siyasi tarihinin son yıllarına damga vurmuş, halkın zihnine kazınmış, adeta “CeHaPephobia” (CeHaPe Fobisi) oluşmasına zemin hazırlayan sözlerdir. Son bir yıldaysa millet olarak korkularımızla yüzleştik diyebilirim. Türkiye’nin başlıca büyükşehirleri bir yıldır CHP tarafından yönetiliyor.

Elbette belediyelerde eksikler, yanlışlar, düzeltilmesi gerekilenler vardır ama takdir edersiniz ki; “CeHaPe gelirse çöp dağları oluşur.” diyenlerin argümanları “çöp” oldu.

Haliç pislik kokmadı.
Çöp dağları oluşmadı.
Sular kesilmedi.
Elektrikler gitmedi.
Belediyeler batmadı.
Başkanlar yatmadı.
Kimse camide alkollü kutlama yapmadı.
Başörtülü bacılarımız taciz edilmedi.
Dindar vatandaşlarımızın üzerine işenmedi!

***

Şimdi, yazıyı okuyanlarda “Eee, bu CeHaPe sütten çıkmış ak kaşık mı?” düşüncesi oluşabilir.

Değil tabii ki. Ben CHP’nin veya türevlerinin “laiklik elden gidiyor, irtica geliyor” paranoyasıyla izlediği tüm anti-demokratik politikalara karşıyım.

Okullarda başörtüsü yasağından tutun da, başörtülü memur yasağına, buna destek olan CHP’lilere, Ahmet Necdet Sezer’in başörtülü bakan eşlerine karşı tavrına kadar tüm bu yanlışları eleştirdim, hala eleştiriyorum.

Çünkü bu sorun “başörtüsü takanlardan” değil “başörtüsüne takılanlardan” kaynaklanıyor. Çünkü bu sorun yalnızca bir kesimin değil demokrasinin sorunudur.

Bir sorunu demokratik yoldan çözmek için mağdur olmak gerekmez.
Başörtülülerin hakkını savunmak için başörtülü olmak,
işçinin hakkını savunmak için işçi olmak,
Sünni’nin hakkını savunmak için Sünni olmak,
Alevi’nin hakkını savunmak için Alevi olmak,
Türk’ün hakkını savunmak için Türk olmak,
Kürt’ün hakkını savunmak için Kürt olmak gerekmez.
İnsan olmak hepsi için yeterlidir.

Aynı şekilde bugün CHP’nin temsilcisi olduğu ekolün belediyecilik konusunda geçmişteki hatalarını da görüyorum ve eleştiriyorum.

Fakat tüm bunlara rağmen siyaseti bütünüyle geçmiş üzerinden yapmak yanlıştır.

Nasıl CHP’li bazı siyasilerin “Biz Atatürk’ün partisiyiz.” diyerek geçmişten medet umması zırvalıksa, 70 yıl önceki olaylardan bugünkü CHP’yi sorumlu tutmak da son derece akıl dışıdır.

Kaldı ki; CHP’nin 70 yıl öncesini eleştiren bazı kesimlerin çok değil bundan 10 yıl önce kimlerle yan yana olduklarını hatırladığımızda “Kadere bak, kimler kimlerle beraber yan yana geziyor!” demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

Son olarak yazımı Necip Fazıl’ın meşhur sözleriyle bitiriyorum: “Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplüğü ancak kedi ve köpekler karıştırır.”

Avatar
Y. Kaan ALBAY
Y. Kaan ALBAY 7 Mart 1996'da İstanbul'un Fatih ilçesinde doğdu. Lise öğrenimini Bahçelievler Adnan Menderes Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2014 yılında halen eğitim hayatına devam ettiği Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde eğitim görmeye başladı. 2017 yılında futbol hakemliği yapmaya başladı. 2018 yılında Anadolu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü'nden mezun oldu. Y. Kaan ALBAY 19 yaşında başladığı gazetecilik hayatına halen devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir